Bulanık Bellek

Döküntü apartmanın çatısında, asit yağmuru metal tıslama sesleriyle yüzünü yakıyor. Jax, sokakların 50 metre altındaki kanalizasyon çukuruna bakıyor. Uyuşturucu satıcıları, şifreli veri kaçakçıları ve bedenlerini enkaz parçalarıyla değiştirmiş sakatların hepsi bu puslu dünyanın içinde kaybolmuş. Herkesin bir sırrı var bu şehirde, ama Jax'inki öldürdüğü onlarca insanın ağırlığını taşıyor. Bir zamanlar hükümetin seçkin suikastçısıyken, şimdi hatıraları silinmiş bir hayalet. Son görevinde yanlış kişiyi öldürdüğünü hissediyor, ama beynindeki yapay implant parçaları gerçeği bulanıklaştırıyor. Bugün hafızasının peşine düşmeye karar verdi.

Çatı kapısını tekmeyle açıp merdivenlerden aşağı yuvarlanıyor. Kontrol noktasındaki iki güvenlik drone'unu bir el hareketiyle devre dışı bırakıyor—üstün implantları hala işe yarıyor. Sokağa adım attığında, yapay yaşam formları ve sibernetik uzuvlu dilencilerle dolu bir kalabalık onu yutuyor. Yıllar önce kendisini bu hale getiren cerrahı arıyor: Dr. ArisDATA_NODE: Dr. ArisVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> Thorne. Eski bir bağlantıdan öğrendiği kadarıyla Thorne, yeraltı kliniğinde insanları parçalara ayırmaya devam ediyor. Jax'in beyninin derinliklerindeki yara izleri, doktorun imzasını taşıyor. Sadece ona ulaşırsa gerçekleri öğrenebilecek.

Pazar yerinin arkasındaki kapkara bir koridorda, Thorne'ın kliniğinin girişini buluyor. Demir bir kapı, üzerinde eski kan lekeleriyle. İçeride, yarı ışıklandırılmış odada, insan vücudu parçalarının askıda durduğu bir sergi var. Dr. Thorne, kambur sırtını ona dönmüş, hasta bir adamın kafatasını törpülüyor. Jax kimliğini açıkladığında, Thorne'ın elleri titremeye başlıyor. 'Seni öldürdüğümü sanıyordum,' diye mırıldanıyor yaşlı doktor. 'Senin implantlarını kimse kaldıramazdı. Belleklerini silmek zorundaydım. Sen... sen bir canavara dönüşmüştün.' Jax'in gözleri kararıyor. Geçmişinin bir canavar olduğunu mu söylüyor bu adam?

Thorne konuşmaya devam ediyor, korkudan dili dolanmış. Jax'in son görevinin sıradan bir siyasetçi değil, masum bir aile olduğunu itiraf ediyor. Hükümet, onları 'hain' olarak damgaladı ama gerçekte onlar, şirket sırlarını açığa çıkaran muhbirlerdi. Jax'in beynine enjekte edilen kimyasallar, emirlere sorgusuz itaat etmesini sağlıyordu. İşi bitirdiğinde, vicdan azabıyla çıldırma tehlikesi geçirdiği için bellekleri silinmişti. 'Senin kötü biri olduğunu sanma,' diyor Thorne, 'sadece kusursuz bir silahtın.' Silah... Bu kelime Jax'in içinde bir şeyleri kıpırdatıyor. Yaşadığı her şey bir yalan mıydı?

Aniden, kliniğin dışından gelen ağır adımlar duyuluyor. Şirket ajanları. Demir kapı parçalanıyor, iki devasa, tamamen mekanik asker içeri dalıyor. Cıva gibi parlayan yüz maskeleri, tek bir ifade taşıyor: Ölüm. Dr. Thorne'yı susturmak için gelmişler. Jax'in içgüdüleri devreye giriyor. Eski bir silah olduğunu biliyor, belki de tek bildiği bu. Ama artık kimin için savaştığını biliyor. Omzundaki gizli porttan çektiği enerji hançerini ateşliyor. İlk ajanı boynundan vuruyor, metal eriyerek akmaya başlıyor. Thorne, bir köşeye sinmiş, 'Seni durdurmak için bir arka kapı koydum implantlarına!' diye bağırıyor. 'Kendini feda etme modu!'

İkinci ajan, çevik bir hamleyle Jax'i duvara fırlatıyor. Metal bir el, Jax'in göğsüne saplanıyor, implantların telleri kopuyor. Acı, Jax'in gözlerini kör ediyor. Thorne'ın kelimeleri aklında yankılanıyor: 'Kendini feda etme modu.' Bu, kendini yok etmek için bir program. Ama bunun yerine başka bir şey yapmaya karar veriyor. Kalan son enerjisiyle, kendi sistemine dalıyor ve Thorne'ın bahsettiği arka kapıyı buluyor. Zihnindeki bariyerleri yıkıyor, manipüle edilmiş anıların zincirlerini kırıyor. Gerçeklik bir projektör gibi gözlerinin önünde canlanıyor: Çocuklar. Evet, o ailenin çocukları. Bıçaklarını onların ellerine saplarkenki çığlıklarını açıkça duyuyor. O an, asıl suçluların kim olduğunu biliyor: şirket ve onun kukla hükümeti.

Jax, cyborg'un yüz maskesine bakıyor. Yapay zekadan daha fazlasını görüyor: kendi geçmişinin bir yansıması. İtaat. Acı. Sessizlik. Hayır, artık susmayacak. Ağır yaralı bedeniyle, son bir hamle yapıyor. Boşalan enerji hançerini değil, kendi kablolu kolunu cyborg'un göğsündeki enerji çekirdeğine saplıyor. Devasa bir enerji akımı Jax'in bedenine hücum ediyor. Bedeni alevler içinde kalıyor, bir insan meşale gibi. Ama yapay implantları bu enerjiyi emiyor ve saldırgana geri püskürtüyor. Cyborg titriyor, sistemleri kapanıyor ve devasa bedeni sönük bir şekilde yere yuvarlanıyor. Odada bir an için bir sessizlik hakim oluyor. Jax, kanlar içinde yere yığılıyor. Yanı başında kendi kanıyla ıslanan Thorne artık nefes almıyor—bir kurşunla susturulmuş.

Jax, ağır göz kapaklarını açıyor. Bedeni, bozulmuş bir makine gibi çatırdıyor. Acıya rağmen içinde yeni bir şey hissetmeye başlıyor. Özgürlük. Yıllardır süren uykudan yeni uyanmış gibi. Artık başkalarının emirlerini yerine getiren bir köle değil, geçmişin günahıyla yüzleşen bir adam. Kalıntıları arasında, Dr. Thorne'ın kartalı bir veri çipi buluyor. İçinde, o ailenin itibarını iade edecek ve şirketin suçlarını açığa vuracak kanıtlar var. Jax sendeleyerek ayağa kalkıyor. Plantasyonların dışına çıkmanın bir yolunu bulmalı. Sırlarını duyurmak için yüzeye çıkmalı. Bedeni başarısız bile olsa, zihni sonunda berrak. Bugün, intikam değil, adalet günüdür.

Sokağın arkasındaki bir çatlak gökdelene doğru ilerliyor, veri çipini sıkıca tutuyor. Şehrin gözetleme kameraları ve şirket izcileri onu avlıyor olmalı. Ama artık onlardan korkmuyor. Bulanık binaların tepesine ulaştığında, şehrin sınırsız ufkunu görüyor. Yalanların ve aldatmacaların şehri. Bir zamanlar bu sisteme hizmet etti, ama şimdi onu silahı olarak kullanacağını biliyor. Veri çipindeki kanıtları, merkezi bilgisayar ağına karşıya sızdırıyor. Gerçeği her bir varlığa, dronelara ve ekrana kopyalıyor. Yaptığı katliamın görüntüleri, şehrin dev ekranlarında yayınlanmaya başlıyor. Gölgeler içindeki adam uzaklaşıyor, arkasında onu yakalamak için üzerine gelen drone ordularını bırakarak. Bir sonraki nefeste, kimse onu durduramayacak.

İki gün sonra, şehir bir isyanla sarsılırken, Jax'in kod adı 'Uyurgezer' efsaneler konusu oluyor. Şirketin devasa hologram reklam panoları, 'DEVASA YAŞAM ŞİRKETİNİN YÜZ KARASI' başlıklı haberlerle kaplanmış durumda. Hükümetin içine işlemiş yolsuzluklar ortaya saçılmış. Jax, kanalizasyonların derinliklerindeki bir sığınakta otururken, önündeki eskimiş bir hologram ekranda kendi görüntülerini izliyor. Bir zamanlar sessiz bir suikastçıydı, şimdi ise özgürlük için bir sembol. Geçmişinin acısı asla dinmeyecek, ama artık onun efendisi değil. Gözlerini kapatıyor ve ilk defa, affedilmeye değil, huzura doğru bir adım atıyor. Bulanık hafızasında kaybolmuş bir adam belki, ama artık peşindekilerden daha özgür.
/// NETRUNNER_COMM_CHANNEL_v2.4