ANXIPUNK
Paslı Dişliler Arasında Bir Nefes
25.12.2025

Paslı Dişliler Arasında Bir Nefes

#Anxipunk #Cyberpunk #SliceOfLife #KarakterOdaklı #Edebi #HexBlock #Köstebek #VaroluşsalSancılar #TeknolojikYabancılaşma #Riftwalkers #TheSyndicate #Valerius #Melankoli
Hex-Block'ın puslu derinliklerinde, iki hayat arasında sıkışıp kalmış bir köstebek olan Elara'nın iç dünyasına dalın. 'Paslı Dişliler Arasında Bir Nefes', Anxipunk türünde, ruhu yıpranmış bir dünyanın hikayesi.
Scene 0

Hex-BlockDATA_NODE: Hex-BlockVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’un rutubetli kâbusundan bir sabah daha. ElaraDATA_NODE: ElaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, uyandığında önce sol kolundaki nöro-glitch’in sarsıntısıyla yüzleşti. Beynine saplanan minik elektrik çarpmaları, omuriliğinden aşağı yayılan keskin bir ağrıya dönüşüyordu. C-modları yine mi aşırı yüklenmişti? Yoksa ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’tan aldığı son veri paketinin yan etkileri miydi? Yatağın çürük sentetik şiltesi, vücudunun her bir kasını sızlatıyor, sanki Hex-Block’ın kendi paslı demirleri ciğerlerine batıyordu. Gözlerini zar zor araladığında, tavanındaki damla izleri ve duvardaki yeşil yosun tabakasıyla karşılaştı. Burada zamanın ve nemin her şeyi nasıl yiyip bitirdiğini düşündü. Tıpkı onun gibi. Kalkmak için kendini zorladı, ayakları kaygan zeminde takıldı. Sabahın ilk ışıkları bile bu yarığa ulaşamazken, sadece filtrelenmiş, kırmızımsı bir loşluk sızıyordu daracık penceresinden içeri. Açlık, midesinde kazınan boş bir çukur gibiydi, son synth-protein barından bu yana neredeyse iki döngü geçmişti. Kuru dudaklarını yaladı, dili ağzının içinde ağır bir metal tadı bırakıyordu. Belki de bu da bir glitcin belirtisiydi, kim bilir? Aynaya bakmaktan kaçındı, çünkü her yansıma, Valerius’un gözetimindeki bir köstebek olan kendi yorgunluğunun ve kaybolan kimliğinin bir hatırlatıcısıydı. Dışarıdan, uzaklardan gelen bastırılmış motor uğultuları ve boğuk fısıltılar, şehrin hiç dinmeyen uyumsuz senfonisi kulaklarına çalınıyordu. Başındaki ağırlık, sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda ruhunun derinliklerinden gelen bir çığlıktı. Ne kadar daha dayanabilirdi bu iki hayatın ağırlığına? Bu sorunun cevabı, Hex-Block'ın derinliklerindeki her sır gibi, pusluydu ve erişilemezdi.

Scene 1

ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’un yeni görevi basitti, ancak uygulama alanı Hex-BlockDATA_NODE: Hex-BlockVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ın en çürük, en tehlikeli köşelerinden biriydi: Demir Kalp. Burası, eski sanayi tesislerinin ve atık alanlarının iç içe geçtiği, Syndicate’in bile gözünü çevirdiği, her gölgenin bir tehlike barındırdığı bir bölgeydi. ElaraDATA_NODE: ElaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, kapüşonunu sıkıca başına çekti, yüzünü mümkün olduğunca gizleyerek kalabalık, buharlı sokaklarda ilerledi. Adımları, ıslak ve kaygan metal ızgaralar üzerinde yankılanıyor, çürük kokusu ve sanayi atıklarının keskin tadı genzine doluyordu. Elindeki veri çipini güvenli bir düşme noktasına bırakacaktı; basit bir aktarım, ancak Hex-Block’ta basit hiçbir şey yoktu. Her köşe başı, her loş geçit potansiyel bir pusu, her göz temasını kuran kişi potansiyel bir tehditti. İçgüdüleri, Valerius’un kendisi kadar soğuk ve hesapçıydı artık. Demir Kalp’in girişine vardığında, bir zamanlar koca bir fabrikanın parçası olan paslı ve devasa bir havalandırma borusunun dibine yaklaştı. Borunun içinden yükselen buhar, havayı daha da boğucu hale getiriyordu. Elara, etrafını taradı, bakışları bir kedi çevikliğiyle her deliğe, her kuytuya değdi. Kimse yoktu, ya da kimse kendini göstermiyordu. Veri çipini borunun içindeki özel yuvaya bıraktı, mekanik bir tık sesiyle yerleştiğini duydu. İşlem tamamlandı. Geri dönmek için arkasını döndüğü anda, uzaktan gelen bir braindance sızıntısının çarpık notaları kulağına ulaştı. Sanki kırık bir melodi, düzensiz ritimlerle Hex-Block’ın çürümüş ruhunu yansıtıyordu. Bir anlığına duraksadı, bu sızıntının Riftwalker’ların işi olup olmadığını merak etti. Valerius’un planlarında bu tür dijital isyancıların yeri neydi? Ya da daha önemlisi, Valerius için ne kadar süre daha sadece bir araç olarak kalacaktı? Cevaplar, her zamanki gibi, şehrin karanlık dehlizlerinde kayboluyordu.

Scene 2

Görevden dönen ElaraDATA_NODE: ElaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın midesi, aylak bir cyber-canavar gibi hırlıyordu. Demir Kalp’teki gerilim, son kalan enerjisini de emmişti. Kendini ucuza sentetik ramen satan küçük, dumanlı bir tezgâhın önüne attı. Tezgâhın arkasındaki yaşlı satıcı, yüzündeki kırışıklıklarla şehrin hikâyesini anlatır gibiydi, ancak gözleri boştu, sanki ruhu çoktan Hex-BlockDATA_NODE: Hex-BlockVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ın dehlizlerinde kaybolmuştu. Elara, sıcak, yapışkan ramenini aldı, buharı yüzüne vurduğunda kısacık bir an için rahatlama hissetti. Plastik kasenin içindeki parlak sarı noodle’lar ve şüpheli görünüşlü synth-et parçaları, besin değerinden çok, midesini doldurma vaadi taşıyordu. Yan masadaki iki yarı-modifiye figürün boğuk konuşmalarına kulak misafiri oldu. Sözcükler, havada asılı duran sigara dumanı gibi bulanıktı: “Riftwalker’lar yine bir sızıntı yapmış… Syndicate’in ağlarında kaos… Her şey yakında patlayacak.” Elara, ramenini ağzına götürürken bile, bu dedikoduların kulaklarında nasıl yankılandığını fark etti. Riftwalker’lar, ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’un dikkatini dağıtan, ya da belki de onun planlarına hizmet eden birer piyon muydu? Bu düşünceyle yemeğinin tadı daha da yapaylaştı. Yalnızlık, bu kalabalık ve gürültülü ortamda bile onu bırakmıyordu. Çevresindeki insanlar, cep terminallerine kilitlenmiş, gerçeklikten kopuktu. Herkes kendi dijital hapishanesinde yaşıyor, bağlantı kurma yeteneği donuklaşmış robotlar gibiydi. Elara, kendi içinde de benzer bir boşluk hissediyordu. Bir köstebek olarak kimliğini yitirmiş, gerçek benliğini Hex-Block’ın karanlığına gömmüştü. Bu sentetik yemeğin verdiği anlık doygunluk, ruhundaki derin boşluğu doldurmaya yetmiyordu. Tekrar bir glitch hissi kolunda gezindi; Valerius’un onu daha ne kadar kullanabileceğine dair zihninde bir çan çaldı.

Scene 3

ElaraDATA_NODE: ElaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, şehrin en eski veri terminallerinden birinin önünden geçerken duraksadı. Paslı metalden yapılmış, geçmişten kalma bu kutu, şaşırtıcı bir şekilde hala çalışıyordu. Ekranı, aniden dalgalanarak, tanıdık bir sembolle, Riftwalker’ların dijital manifestosuyla parlamaya başladı. Mor ve turkuaz renklerdeki fraktal desenler, The SyndicateDATA_NODE: SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>Veritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>DATA_NODE: The SyndicateVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in logosunu yırtarak, bir özgürlük çağrısı ve kaos vaadiyle şehrin ağlarına yayılıyordu. Bu bir ağ sızıntısıydı; Hex-BlockDATA_NODE: Hex-BlockVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ın gri dokusunda nadir görülen, göz alıcı bir isyan hareketi. Elara’nın içinde bir anlık merak uyandı; bu insanlar neyi amaçlıyordu? Kontrolü kırmak mı, yoksa sadece daha büyük bir oyunun piyonları mı olmak? ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’un Syndicate ile ilişkileri göz önüne alındığında, bu tür bir dijital saldırının onun için hem bir engel hem de bir fırsat olabileceğini düşündü. Terminalin başında, kapüşonunu derinlere çekmiş, yüzü gölgelerde kaybolan bir figür duruyordu. Figür, parmaklarını klavyede hızla gezdiriyor, belki de bu sızıntının bir parçasıydı, ya da sadece onun yarattığı dalgalanmayı izleyen bir meraklı. Elara, figüre doğru bir adım attı, sonra durdu. Gözlerini kısarak figürün hareketlerini izledi. Vücut dili gergindi, odaklanmış. Bu, Valerius’un 'istenmeyen dikkat' dediği türden bir durumdu. Elara, bir köstebek olarak bu tür doğrudan çatışmalardan kaçınmalıydı, ancak Riftwalker’ların gücü ve etki alanı giderek artıyordu. Bu durum, A-Halkası Konseyi içindeki dengeleri nasıl etkileyecekti? Kendi görevi, Valerius'un asıl amacı neydi? Her yeni bilgi kırıntısı, Elara'nın zihnindeki labirenti daha da karmaşık hale getiriyor, her adımda daha da yalnızlaştığını hissettiriyordu. Bu dijital ayaklanma, Hex-Block'ın karanlık fısıltıları arasına yeni bir ses katmıştı ve Elara, bu sesin ne anlama geldiğini çözmek zorundaydı.

Scene 4

Dairesine döndüğünde, ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’tan beklediği şifreli mesaj nihayet gelmişti. Optik implantından beynine yayılan veri akışı, soğuk ve mekanikti, her kelime Valerius’un donuk ses tonunu taklit ediyordu: “Hedef: Konsey Üyesi KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>. Hassas bilgi aktarımını zorla. Detaylar ekte.” ElaraDATA_NODE: ElaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın midesi kasıldı. Kaelen… A-Halkası Çekirdek Konseyi’nin genç, idealist üyelerinden biriydi. Syndicate’in dijital otokrasisinin yanlış olduğunu savunan, ancak sistem içinde kalarak değişim arayanlardandı. Elara, onunla birkaç kez yüz yüze gelmiş, sahte gülücükler ve anlamsız diplomatik ifadelerle sohbet etmişti. Şimdi ise onu kendi karanlık oyununun bir piyonu haline getirecekti. Beyninde, Kaelen’ın yüzü canlandı: Gözlerindeki umut kırıntıları, henüz tamamen yozlaşmamış duruşu… Elara, kendi vicdanının paslı dişlileri arasında ezildiğini hissetti. Bu ikili hayatın en ağır yükü buydu: Yalan söylemek, manipüle etmek, insanları kendi çıkarları için kullanmak. Kaelen’ın düşüşü, sadece bir görev değil, Elara’nın ruhundaki bir başka parçanın ölümü olacaktı. Valerius, amaçlarına ulaşmak için her şeyi mübah görüyordu, ama Elara, her seferinde kendi içindeki bir değerden vazgeçiyordu. Hex-BlockDATA_NODE: Hex-BlockVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ın rutubetli duvarları, bu iç çatışmanın sessiz tanığıydı. Masasının üzerindeki eski, kırık veri pad’ine bakarken, bir zamanlar ne olmak istediğini düşündü. Şimdi neydi? Valerius’un elinde bir araç, A-Halkası Konseyi’nin kalbinde bir yara. Gelecek, sadece daha fazla fedakarlık ve daha fazla gölge vaat ediyordu. Gözlerinde derin bir yorgunluk belirdi, Kaelen’ın masumiyetini kendi eliyle nasıl yok edeceğinin hesaplarını yaparken.

Scene 5

Yeni görevin ağırlığı, ElaraDATA_NODE: ElaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın omuzlarına çöken görünmez bir yük gibiydi. Hex-BlockDATA_NODE: Hex-BlockVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ın derinliklerinden, şehrin nemli ve kirli kalbinden gelen boğuk sesler, beyninde yankılanan kendi endişelerinin uğultusuyla karışıyordu. KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ı manipüle etmek, ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> için kolay bir zafer olabilirdi, ancak Elara için ruhsal bir yaraydı. Adımları, her zamankinden daha ağırdı, Hex-Block’ın dağınık, dumanlı sokaklarında ilerlerken. Her köşe başında, her gölgede, kendine dair bir parçanın daha kaybolduğunu hissediyordu. Bu şehir, sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da onu yutuyordu. Valerius’a olan 'sadakati' miydi bu, yoksa sadece hayatta kalmak için mecbur kaldığı bir oyunun son perdesi mi? Bilmiyordu. Tek bildiği, artık kendisini tanımakta zorlandığıydı. Kimdi Elara? Bir zamanlar ne hayal etmişti? Bu soruların cevabı, Hex-Block’ın sonsuz karanlığında, ulaşılmaz bir yankı olarak kalıyordu. Yorgun ama kararlı bir şekilde, geceye doğru ilerlerken, sırtında hissettiği sürekli bir gölge ve kulaklarında uğuldayan Hex-Block’ın bitmek bilmez fısıltılarıyla yüzleşiyordu. Bu gölge Valerius’un, Konsey’in, hatta belki de kendi vicdanının gölgesiydi. Gelecek, bir sis perdesi arkasındaydı, sadece daha fazla mücadelenin ve belki de hiçbir zaman gelmeyecek bir huzurun vaadini taşıyordu. Elara, bu paslı dişlilerin arasında bir nefes almayı umarak, Hex-Block’ın derinliklerine doğru yürüdü, sonsuz bir döngünün sadece bir parçası olduğunu bilerek. Her adım, onu Valerius'un karanlık ağında daha da derine çekiyordu, kendi benliğinden giderek uzaklaşarak.

/// NETRUNNER_COMM_CHANNEL_v2.4

> NO_DATA_STREAM_FOUND. BE THE FIRST TO INJECT CODE.
root@anxipunk:~$
>>

/// COMMUNITY_FEEDBACK