ANXIPUNK
Sessiz Çığlık
02.01.2026

Sessiz Çığlık

#anxipunk #cyberpunk #noir #gizem #karakterodaklı #edebi #valerius #sendika #yıkıkekran #vultureşehri
Sendika yöneticisi Valerius, kayıp Delfin'in arkasındaki sır perdesini aralarken kendi düzeninin çatırdadığını fark eder. "Yıkık Ekran"ın sızıntıları, Vulture Şehri'nin karanlık sokaklarında bir Anxipunk gerilimi başlatır. #Anxipunk #CyberpunkNoir #V...
Scene 0

ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> Şehri’nin yırtıcı siluetinin ardındaki kaosu yalıtan, yirmi ikinci katın sentetik sessizliğinde, her sabahki ritüelini icra ediyordu. Neredeyse yirmi yıldır, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın Kuzey Bölgesi’nin omurgasını oluşturan sayılar, istatistikler ve insan akışının koroğrafisi, onun bu ritmik düzenine bağlıydı. Şehir, dışarıdan bakıldığında çürük bir diş gibi, devasa bir kemiğe saplanmış, her an dağılmaya hazır bir enstalasyon gibi duruyordu; ancak Valerius’un dairesinin yalıtımlı cam panelleri, okyanus mavisi bir parıltıyla bu vahşi estetiği süzüyor, içeriye yalnızca yansımaları bırakıyordu. Gümüş rengi, milimetrik taranmış saçları, gri takımının kusursuz hatlarıyla uyum içindeydi; her anı, her mimik kontrol altındaydı. Parmak uçları, nano-cilalı masanın üzerinde, antik bir şifreyi çözercesine ritmik bir ses çıkararak geziniyordu. Bu, onun "evdeki huzuru"ydu; mekanik bir hassasiyetle, dış dünyanın vahşi gürültüsünü boğma çabası. Sentetik çayının buharı, havada asılı kalmış minik bir bulut gibi yükselirken, Valerius’un dinginliği, elindeki mikro-data tabletinden gelen keskin bir titreşimle parçalandı. Ekranda beliren şifreli bildirim, Valerius’un soğuk bakışlarını bir an için dahi olsa titretmedi ama içindeki buzdağının derinliklerinde bir çatlak sesi yankılandı. Bildirimde, Kuzey Bölgesi’ndeki kritik bir veri terminalinden sızma girişimleri ve "DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>" adının şaşırtıcı bir sıklıkta anılması yer alıyordu. Delfin. Bir zamanlar Valerius’un kontrol alanının gölgesinde, sessizce görevini ifa eden, ancak son karşılaşmalarında gözlerinde biriken bastırılmış öfkesiyle dikkatini çeken bir figür. Ne garip, kaybolması bile Valerius’un günlük akışını bozmaya yetiyordu. Zira bu durum, sadece bir kayıp değil, Valerius’un mükemmel düzenine atılmış cüretkâr bir meydan okumaydı. Bilgisayarlaşmış dünyada ‘kaybolmak’ diye bir şey yoktu; sadece ‘bulunması istenmeyenler’ vardı. Dudaklarının kenarı hafifçe seğirdi. Huzur, bir kez daha, dışarıdan gelen görünmez bir dalgayla çalkalanıyordu. Masadaki çayın sıcaklığı, elindeki tabletin soğukluğuyla keskin bir tezat oluştururken, Valerius, gözlerini ekrandaki titreyen kod satırlarına sabitledi. Bir hata. Ve hatalar, onun dünyasında kabul edilemezdi. Bu, kişisel bir hakaret gibiydi. Birilerinin, onun gözetimindeki veri akışının kusursuzluğuna dil uzatması, sistemin kalbine saplanmış bir hançer gibiydi. Huzur, sadece sessizlikten ibaret değildi, aynı zamanda mutlak kontrolün verdiği bir histi. Ve o his, şu an tehlikedeydi.

Scene 1

ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’un tele-projektörü, soğuk, beyaz bir ışık huzmesiyle odanın ortasına, adeta bir kurbanın sunak taşına yansımış gibi, bir figürü materialize etti: Bay Tadeus. SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın alt kademe analistlerinden biri olan Tadeus, sanal ortamda bile Valerius’un karşısında dik durmakta zorlanıyor, tereddütlü bakışları Valerius’un arkasındaki VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> Şehri manzarasının bulanık gölgelerinde kaybolup gidiyordu. “Tadeus,” Valerius’un sesi, kusursuz bir kalibrasyonla, odanın steril akustiğinde yankılandı. Duygudan yoksun, sadece emir ileten bir frekans. “Kuzey terminalinden gelen son raporları inceledin mi? Özellikle ‘DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ kod adıyla ilgili olanları?” Tadeus’un gözleri, Valerius’un buz gibi bakışlarının ağırlığı altında seğirdi. Parmağındaki yüzüğün altından parlayan mikro-çip, onun endişesini kamufle etmeye çalışırken, Valerius’un bakışları doğrudan ruhuna işliyordu. “Evet, efendim. Raporlar... rahatsız edici. Delfin’in kayıtları, son günlerde anormal ölçüde yoğunlaşmış bir dış temas ağı gösteriyor. Özellikle ‘Yıkık Ekran’ adlı bir grup ile olan etkileşimleri dikkat çekici. Ham veri akışının, filtreleme protokollerimizi atlayarak dışarı sızdığına dair kanıtlar var.” Tadeus’un sesi, her kelimede biraz daha alçalıyor, adeta görünmez bir baskı altında eziliyordu. Valerius, Tadeus’un titrek nefes alışını bile duyuyormuş gibi, sabırla bekledi. "Yıkık Ekran." Valerius bu ismi hafızasının en tozlu raflarından çekip çıkardı. Küçük, yeraltı bir kolektif; gürültülü ama önemsiz, tıpkı bir sinek sürüsü gibi rahatsız edici. Ama Delfin’in onlarla ne işi vardı? Ve neden bu kadar büyük bir sızıntı riski oluşmuştu? “Detaylar. Sızıntının kapsamı ne? Ve Delfin’in motivasyonu nedir? Bu bir isyan mı, yoksa şahsi bir intikam mı?” Valerius’un gözleri, projektörün Tadeus’un yüzüne vuran ışığında, parlayan kırmızı bir nokta gibi beliriyordu. Tadeus, yutkunarak, “Motivasyonu net değil, efendim. Ancak sızdırılan verilerin... sizin doğrudan sorumluluğunuzdaki birkaç ‘hassas’ operasyonla ilgili olduğu görülüyor. Sanırım Delfin, Sendika’nın Kuzey Bölgesi’ndeki... belirli faaliyetleri hakkında ‘gerçekleri’ yayınlamak istiyordu. ‘Evdeki huzur’ dediği şeyin maskesini düşürmek istiyor olabilir.” Bu son cümle, Tadeus’un ağzından bir fısıltı gibi çıktı. Valerius’un ifadesinde, anlık bir kasılma belirdi, adeta derisinin altındaki bir sinir seğirdi. Huzur? O kokuşmuş düzenbazlar, onun huzurunu kirli ellerine bulaştırmaya mı cüret ediyordu? Bu, kabul edilemezdi.

Scene 2

ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, kendi eliyle kirli sokaklara adım atmak yerine, gölgelerde pusu kuran, ismi cismi bilinmeyen bir avcısını, “Kod Adı: GölgeDATA_NODE: GölgeVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>”yi, VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> Şehri'nin çürüyen kalbine, Neo-PeraDATA_NODE: Neo-PeraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın labirentvari arka sokaklarına yolladı. Gölge, Valerius'un cilalı, steril dünyasının tam tersi bir evrende, paslı metalin ve sentetik çürüğün kokusunun havaya karıştığı, sürekli titreşen holografik reklamların boğuk ışığıyla aydınlanan bu yeraltı cennetinde adeta nefes alıyordu. Yağmur yoktu ama havada asılı duran nemli kir, ciğerlere yapışan bir ağırlık yaratıyordu. Gölge, yıkık dökük bir veri toplama barında, eski moda bir nargilenin dumanına karışmış fısıltıları dinlerken, Valerius’un emirlerini zihnine kazıyordu: “DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in izini sür. Yıkık Ekran ile bağlantısını çöz. Ne aradığını bul.” Barda, neon renkli bir projeksiyon, bozuk piksellerle kaplı, anonim yüzlerin sürekli değiştiği, yasadışı bir haber akışı yayınlıyordu. Yüzü çipsiz, pürüzlü bir yaşlı adam, köşede durmuş, eski moda bir sentetik bira yudumluyor, bakışları sürekli etrafı tarıyordu. Gölge, ona sessizce yaklaştı, metalik sesiyle fısıldadı: “Delfin. Yıkık Ekran. Duydun mu?” Yaşlı adam, tek gözünü kısıp Gölge’yi süzdü. “Delfin mi? Adı geçti son zamanlarda... ‘Gerçekleri’ arayan bir melekten bahsediyorlardı. SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın kirli çamaşırlarını ortaya dökecekmiş. Özellikle Kuzey Bölgesi’nin ‘Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ adı altındaki kirli işlerini. Ama sonra kayboldu, aniden. Yıkık Ekran’dakiler onun peşinde ama izini bulamıyorlar. Bir sinyal yakaladılar, Neo-Pera’nın en eski veri hattından. Çoğu kişi için sadece gürültü, ama bilen için bir harita.” Yaşlı adam, titrek parmağıyla masadaki yarım yamalak bir çizimi gösterdi. Basit bir devre şemasına benzeyen, ancak dikkatli bakıldığında koordinatları ve bir frekansı ima eden bir çizim. Valerius'un soğuk, hesapçı zihni, bu bilgiyi Gölge aracılığıyla anında işledi. Bu, sadece bir bilgi kırıntısı değil, aynı zamanda Delfin'in Sendika'ya karşı ne kadar derine indiğinin bir kanıtıydı. Huzur Projesi. Valerius'un en hassas operasyonlarından biri. Bu basit fısıltı, kendi kulesinin temellerinin çatırdamaya başladığını gösteriyordu. Gölge, çizimin bir fotoğrafını çekip anında Valerius'a şifreli bir kanaldan iletirken, yaşlı adam sentetik birasını yudumlamaya devam etti, gözleri hâlâ etrafı tarıyordu. Bu kirli sokaklarda, bilgi, hayat demekti; ve bazen ölüm.

Scene 3

GölgeDATA_NODE: GölgeVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nin getirdiği şifreli koordinatlar, ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’u, VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> Şehri’nin Kuzey Bölgeleri’nin dahi unutmaya yüz tuttuğu, gri, basık bir apartman bloğuna yönlendirdi. Burası, Valerius’un steril dünyasının antiteziydi; nemli, küf kokulu koridorlar, pikselleri bozulmuş, titreyen ışıklandırmalar ve her köşeden sızan bir umutsuzluk. Valerius, buraya bizzat gelmişti; bu, onun için nadir ve tahammül edilmez bir durumdu. Görevlileri dışarıda bekletip, ağır, paslı metal kapıyı kendi eliyle araladı. İçerideki manzara, Valerius'un düzen takıntısını derinden sarsacak cinstendi: dağınık bir yaşam alanı, yırtık pırtık holoposterler, kurumuş sentetik yiyecek artıkları ve tozla kaplanmış, terk edilmiş bir yaşamın sessiz tanıkları. Burası, DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'in dünyasıydı ve bu dünya, Valerius'un asla anlayamayacağı bir kaosu barındırıyordu.
Odada gezinirken, bakışları yerde duran, yıpranmış bir veri günlüğüne takıldı. Küçük, avuç içine sığacak kadar eski bir modeldi. ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, iğrenircesine parmaklarının ucuyla onu aldı. Günlüğün ekranı, çiziklerle dolu olmasına rağmen, içerideki son girdiyi gösteriyordu. DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in titrek, dijital el yazısıyla yazılmış, adeta bir çığlık gibi yankılanan cümleler: “...Her şey bir yalan. Onlar ‘Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ dedikleri şeyi, insanların hayatlarını çalmak için kullanıyorlar. Valerius... onun soğuk gülümsemesinin altında bir mezarlık var. Beni susturmaya çalıştılar ama ben gerçeği, onun evdeki huzurunu nasıl koruduğunu herkese göstereceğim. Bu proje, sadece bir şirket değil, tüm şehrin ruhunu çürütüyor. Gömülü ArşivlerDATA_NODE: Gömülü ArşivlerVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’deki tüm o kirliliği buldum. Kayıtlar... KaelDATA_NODE: KaelVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ı neden kullandığını bile biliyorum. Artık SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın bu maskesini düşürme zamanı. Biliyorum, beni bulacaklar. Ama sesimi kısmadan önce, her şeyi ‘Yıkık Ekran’a ulaştıracağım. Onların dezenformasyon duvarını yıkacağım...”
ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, günlüğü elinde sıkarken, ekrandaki yazılar titredi. DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in öfkesi, her bir kelimeden fışkırıyordu. Gözlerinde, geçmişten gelen soğuk bir anı parladı. KaelDATA_NODE: KaelVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’ı... o operasyon. O günlüğün bahsedilen Gömülü ArşivlerDATA_NODE: Gömülü ArşivlerVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın en karanlık sırlarını sakladığı, erişilmesi imkansız denilen yerlerdi. Delfin, sadece bir sızıntı kaynağı değil, aynı zamanda Valerius'un geçmişinin, özenle gömdüğü hatalarının bir yansımasıydı. Bu, artık sadece bir kayıp vakası ya da veri sızıntısı değil, kişisel bir tehditti. Onun mükemmel düzeninin altındaki çatlak, şimdi Valerius'un ruhunda bir yarık açıyordu. Buradaki hava bile, kendi dairesinin sentetik temizliğine kıyasla, geçmişin çürümüşlüğüyle doluydu.

Scene 4

ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in günlüğünü koltuğunun derinliklerine fırlatıp attığında, kollarındaki sinirler gerildi. Dairesinin cam panellerinden süzülen VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> Şehri’nin ışıltısı, az önceki kasvetli atmosferle keskin bir tezat oluşturuyordu. Sentetik viski bardağındaki buzlar, içindeki soğuk ateşi söndüremeyecek kadar cılızdı. Günlükteki bilgiler, Valerius'un hafızasının en derin, en kilitli odalarına erişmişti. 'Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'. SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın Kuzey Bölgesi'ndeki yüzlerce yerleşim birimini kapsayan, sözde sosyal düzeni ve refahı artırma hedefli devasa bir girişimdi. Halk için, bir nimetti. Ama Valerius ve Sendika'nın iç çemberindekiler için, o projenin gerçek yüzü, insan iradesini manipüle eden, düşünce özgürlüğünü baskılayan bir psiko-sosyal mühendislik harikasıydı. Gömülü ArşivlerDATA_NODE: Gömülü ArşivlerVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’den elde edilen veriler, bu projenin ardındaki etik dışı algoritmaları, hedeflenen toplulukların zihinlerini nasıl yavaşça uyuşturduğunu ve Sendika’nın çıkarlarına hizmet eden bir ‘huzur’ yanılsamasını nasıl yarattığını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu. Delfin, bu algoritmaların bir simülasyonunu, sistemin merkezindeki 'kalbi' bulmuştu. Bu bilgi, ‘Yıkık Ekran’a ulaşırsa, Sendika’nın Kuzey Bölgesi üzerindeki mutlak kontrolü paramparça olurdu. Valerius’un yıllardır ilmek ilmek ördüğü, her bir detayını bizzat tasarladığı düzen, bir anda kumdan kale gibi dağılırdı. Odanın sessizliği, Valerius'un zihnindeki alarm zillerini bastıramıyordu. Onun için ‘evdeki huzur’, sadece kendi dört duvarıyla sınırlı değildi; tüm Kuzey Bölgesi, onun genişletilmiş evi, tapınağıydı. Ve Delfin, bu tapınağın temellerini dinamitlemeye kalkışmıştı. KaelDATA_NODE: KaelVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in Vulture’ı ile ilgili kısım ise, daha da derindi. O meka, bir zamanlar Sendika’nın muhalif gruplara karşı kullandığı, yıkıcı gücüyle ün salmış bir silahtı. Kael, bu mekaları kullanarak sadece düşmanları değil, aynı zamanda projenin “istenmeyen” tanıklarını da susturmuştu. Delfin, bu operasyonların detaylarını, kimlerin susturulduğunu, hangi karanlık anlaşmaların yapıldığını açığa çıkarmanın eşiğindeydi. Valerius, sentetik viskisini yudumlarken, gözleri boşluğa dalmıştı. Bu iş, sadece bir sızıntıyı durdurmaktan öteydi; kendi imparatorluğunun gölgelerdeki mimarı olarak, yarattığı düzenin çöküşünü engellemek zorundaydı.

Scene 5

ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, ertesi şafak sökmeden önce, soğuk ve kesin bir emirler zinciri başlattı. Telefonu elinde, parmakları holografik tuş takımında bir cerrah hassasiyetiyle hareket ederken, Kuzey Bölgesi'nin tüm operasyonel birimleri alarma geçti. DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in ortaya çıkarmaya çalıştığı “gerçekler,” henüz ‘Yıkık Ekran’ın ana yayın ağına ulaşmadan boğulmalıydı. Valerius, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın en acımasız ajanlarını, Delfin’in günlüğünde geçen her ismin, her adresin peşine saldı. Bu, sadece bir veri sızıntısını engelleme değil, aynı zamanda, onun kusursuz düzenine dil uzatmaya cüret eden herkese verilecek ibretlik bir dersti.
Neo-PeraDATA_NODE: Neo-PeraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’nın yeraltı sunucuları, ani ve koordineli bir siber saldırıyla hedef alındı. ‘Yıkık Ekran’ın veri akışları, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın siber güvenlik birimlerince saniyeler içinde karartıldı, manipüle edilmiş dezenformasyon paketleriyle dolduruldu. DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in adı, dijital kayıtlardan, kamuoyu hafızasından silindi. Onu anan her fısıltı, her söylenti, kaynağında boğuldu. Yıkık Ekran’ın çete üyelerinden bazıları tutuklandı, bazıları ise sessizce ortadan kayboldu; geride sadece bozuk ekranların titrek ışıltıları ve umutsuz bir sessizlik kaldı.
ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, operasyonu uzaktan, kendi dairesinin yüksek teknoloji kontrol odasından yönetti. Gözleri, çoklu ekranlarda akan verileri dikkatle takip ederken, yüzünde duygudan eser yoktu. Her komutu, bir satranç ustasının ölümcül hamlesi gibiydi. DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’in ortaya çıkarmaya çalıştığı kirli gerçekler, şehrin karanlık dehlizlerine geri gömüldü. ‘Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>’, kusursuz cephesini korudu.
Operasyon sona erdiğinde, VultureDATA_NODE: VultureVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> Şehri'nin üzerindeki o tarifsiz gerilim, yerini daha ağır, daha boğucu bir sessizliğe bıraktı. ValeriusDATA_NODE: ValeriusVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, geceyi kendi yatağında, buz gibi bir yalnızlık içinde geçirdi. Sabah olduğunda, sentetik çayını her zamanki gibi hazırladı. Ancak bu kez, çayın buharı, havada daha asık bir bulut gibi yükseliyor, odanın steril kokusu, geniz yakan bir yanık kokusuyla karışıyordu. Huzur, geri gelmişti; ama bu huzur, DelfinDATA_NODE: DelfinVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'in susturulmuş çığlığıyla, paramparça edilmiş yaşamlarla ve bastırılmış gerçeklerle inşa edilmişti. Bu, Valerius'un kendi yarattığı hapishanenin sessizliğiydi. Pencereden dışarı baktığında, Vulture Şehri'nin çürük dişleri, sabahın erken saatlerinde bile aynı derecede acımasız görünüyordu. Gözlerini kapattığında, Delfin’in günlüğündeki kelimeler, zihninde yankılanıyordu: "Onun soğuk gülümsemesinin altında bir mezarlık var." Ve Valerius biliyordu ki, o mezarlığın bekçisi, kendisiydi.

/// NETRUNNER_COMM_CHANNEL_v2.4

> NO_DATA_STREAM_FOUND. BE THE FIRST TO INJECT CODE.
root@anxipunk:~$
>>

/// COMMUNITY_FEEDBACK