Ağ Gözü'nün Kalbinde: Asena'nın Yükselişi

Tünellerin kesif, metalik kokusu AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın genzini yakıyordu. Sanki her nefes, yıllanmış pas ve çiğ nemin bileşiminden oluşan bir zehirdi. Omuzlarındaki ağırlık, taktığı modifiye edilmiş zırh plakalarından ibaret değildi; arkasındaki KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> birliğinin her bir ferdinin yaşamı, onlara vaat ettiği özgürlük hayali ve bu anın başarısız olma ihtimalinin dondurucu gerçeğiydi. Ağ GözüDATA_NODE: Ağ GözüVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nün kalbine giden bu yeraltı arterleri, bir zamanlar şehrin atardamarları gibiydi, şimdi ise sadece kaçakçıların ve direnişçilerin gölgelerde fısıldayarak yol bulduğu, terk edilmiş damarlar haline gelmişti. Çizmelerinin kuru betonda çıkardığı hafif tıkırtılar, çevresel sensörlerin minik parazitleriyle birleşiyor, Asena'nın kulak zarında gergin bir melodi oluşturuyordu. Glitch nöbetleri, özellikle yüksek stres altında, ara sıra görüşünü bulandırır, periferik görüşünü minik dijital kırılmalarla doldururdu. Şimdi de öyleydi; sağ gözünün köşesinde titreyen yeşil bir piksel hüzmesi, yaklaşan gerilimin habercisiydi. Derin bir nefes aldı, ciğerlerini bu çürük havayla doldurdu ve ekibine dönmeden önce dijital maskesinin içinden bir an tavanı süzen kabloları izledi. 'Hazır mıyız?' sesi, hafifçe robotik bir yankıyla tünelin dar koridorlarında kayboldu. Yanındaki siber-asker, 'Sistemler yeşil, lider. Giriş noktası temiz görünüyor,' diye fısıldadı. Asena başını hafifçe salladı. Avuç içleri, taktik eldivenlerinin altında, soğuk terlemişti. Bu, sadece bir baskın değildi; bu, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın kalbine, Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nin iğrenç zihin manipülasyonlarının kaynağına saplanacak bir bıçaktı. Geçen hafta direnişin en genç üyelerinden birini, Sendika'nın 'gönüllü' çalışma kamplarına götürürken görmüştü. Yüzündeki o donuk, ama mutlu ifade... Asena'nın midesini bulandırmış, bu görevi kişisel bir intikama dönüştürmüştü. Bir işaret verdi ve öncü ekip, özel olarak ayarlanmış plazma kesicilerle çelik kapıya sessizce yaklaştı. Herkes nefesini tutmuştu. Keskin bir kızıl parıltı, karanlığı yardı. Çelik mırıldanarak eriyor, sessiz bir isyan başlatıyordu.

Çelik kapının ağırlığı, yerçekimine yenik düşen bir dev gibi gürültüyle yere serildiğinde, içeriden otomatik savunma taretlerinin koro halindeki vızıltısı duyuldu. AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, 'Siper alın!' diye kükredi, sesi dijital maskesinin hoparlörlerinden çınlayarak emirleri net bir şekilde iletti. Tünelin dar ağzı anında bir ölüm tüneline dönüştü; plazma mermileri vızıldayarak duvarları sıyırıyor, etrafta yanık metal kokusu bırakıyordu. O, bir an bile tereddüt etmedi. İçindeki o tanıdık, soğuk öfke, damarlarında akan adrenalinle birleşip onu bir avcıya dönüştürüyordu. Göğsündeki siber-bağlantı noktasına hafif bir titreme geldi; 'Ağ GözüDATA_NODE: Ağ GözüVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nün kalbine yaklaşıyorsunuz,' diye fısıldadı sesi olmayan bir ses beynine. Bu, onun glitchenden başka bir şeydi; sistemiyle olan simbiyotik bir bağlantı, onunla konuşan bir veri akıntısı. Hedef kilitlendi. Asena, ileri atılırken tüfeğini omuzladı, holografik nişan hattı bir anlığına titreyen yeşil piksellerle doldu, sonra sabitlendi. İlk tareti tek bir isabetle parçaladı, kıvılcımlar karanlığı aydınlattı. Solunda, direnişçilerden Aris, çevik bir hareketle bir çelik kirişin arkasına atladı, el bombasını fırlatmadan önce anlık bir kalkan oluşturdu. Patlama, yankılanarak tüneli salladı, birkaç taret daha devrildi. Ancak SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın savunmaları tükenmiyordu. Koridorun ilerisinden, lazer atışlarıyla desteklenmiş zırhlı muhafızlar belirdi. Asena'nın gözleri, vizöründen parıldayan savaş verileriyle daraldı. Her bir hareketini, her bir atışını hesaplıyordu. Yüzündeki ifade, çelik gibi sert, her türlü korkuyu ya da şüpheyi bastırıyordu. Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nin bu yapıyı ne kadar koruduğunu biliyordu; burası sadece bir veri bankası değil, Sendika'nın tüm beyniydi. Bu, sadece veriyi çalmak değil, onların ruhunu sökmekti. Hızlı bir yan adım, bir muhafızın enerji baltasının savruluşundan kaçtı. Tüfeğinin dipçiğiyle sertçe çenesine vurdu, siber-geliştirilmiş sinir sistemi anlık olarak felç olan adam yere yığıldı. Etrafında kaos hüküm sürüyordu, ama Asena'nın zihni kristal berraklığındaydı. O, bu kaosa hükmeden bir orkestra şefiydi.

Koridorun sonundaki devasa kapı, kalın zırh plakalarıyla örülü, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın mutlakiyetçi gücünün bir sembolü gibi dimdik duruyordu. Etrafında devrilmiş taretler, cansız yatan muhafızlar ve yerlere saçılmış boş kovanlar, az önce yaşanan kıyımın sessiz şahitleriydi. Hava, barut ve yanık ozon kokusuyla ağırlaşmıştı. AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, nefes nefese, ekibinin kalan üyelerine işaret etti. 'Kilit sistemlerini devirmemiz gerek,' dedi, sesi her zamankinden daha keskindi. Hemen diz çöktü, taktik çantasından ana veri kablosunu çıkardı ve kapının yanındaki ana konsolun modifiye edilmiş girişine taktı. Parmakları, beyin arayüzü doğrudan sinir uçlarına bağlı olduğundan, hologram klavye üzerinde bir avcı kuşu çevikliğiyle dans ediyordu. Ekranda, karmaşık şifreleme katmanları, Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nin logosuyla süslenmiş bir labirent gibi beliriyordu. Her bir algoritma, insan düşüncesinin manipülasyonu için tasarlanmış bir kod parçasıydı. Asena'nın beyninde, veri akışı bir şelale gibi çağlıyordu; koruma duvarları, tuzaklar, yanıltmacalar... Her biri, insan zihninin direncinin kırılması için tasarlanmıştı. Bir an için, zihninin derinliklerinde ince bir sızı hissetti. Huzur Projesi'nin fısıltıları, bilincinin kenarından geçmeye çalışıyordu, ama Asena'nın iradesi çelik gibiydi. 'Sana geçit yok,' diye fısıldadı kendi kendine, dudakları titriyordu. Ekranda hızla akan kod blokları arasında, nadiren görülen bir zayıflık, bir 'arka kapı' fark etti. Belki de bir geliştirici hatasıydı, ya da sistemin kendini güncellerken yarattığı anlık bir boşluk. Bu riskliydi, ancak zamanları yoktu. Parmakları daha da hızlandı, ter damlaları maskesinin kenarlarından akıyordu. 'Patrol,' diye mırıldandı, bir KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> terimiyle, 'Bir sistem hatası mı, yoksa bir tuzak mı? Görmemiz gerekecek.' Ekran yeşile döndü, ardından kırmızı bir uyarı flaşıyla titredi: 'Kilit sistemleri devre dışı bırakıldı. Anomali tespit edildi.' Kapının devasa mandalları, hidrolik bir sızlanmayla geri çekildi. İçerideki loş ışık, Ağ GözüDATA_NODE: Ağ GözüVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nün kalbine giden yolu aydınlatıyordu. Ama içeriden gelen, garip bir şekilde tanıdık bir silüet vardı. Asena'nın içgüdüleri alarm zilleri çalmaya başladı. Buradaki anomali, basit bir sistem hatasından çok daha fazlasıydı.

Ağır kapı içeri doğru kayarken, içeriden yayılan sönük, ama keskin bir ışık, tozlu havayı delip geçti. Odaklanma noktası, devasa veri küresinin kendisiydi; sayısız kablo ve veri akışının ördüğü, devasa bir ışık küresi, Shinjuku PazarıDATA_NODE: Shinjuku PazarıVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın kalbindeki bu yeraltı plazanın merkezinde oturuyordu. Holografik ekranlar etrafında süzülüyor, muazzam veri akışlarıyla titriyordu. Küre, yoğun beyaz bir ışık yayıyor, dramatik gölgeler yaratıyordu. Ancak AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın gözleri, ışık küresinin önünde, adeta onu korurcasına duran silüete takıldı. Figür, zarif ve kesin hatlara sahipti, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın yüksek rütbelileri arasında yaygın olan o steril, ama sofistike estetiği taşıyordu. Ve sonra yüzünü gördü. İçinde aniden yükselen bir soğukluk, beyninin en ücra köşelerine kadar yayıldı. Asena'nın vizöründeki her veri, her hedefleme çizgisi bir anlığına anlamsızlaştı. 'ZaraDATA_NODE: ZaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>,' diye fısıldadı, sesi sanki boğazına takılıp kalmış gibiydi. Bu, sadece bir isim değildi; bir yara, bir pişmanlık, geçmişten gelen bir lanetti. Zara, KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'in eski bir üyesi, Asena'nın bir zamanlar güvendiği bir dost, hatta bir kardeş gibi gördüğü biriydi. Şimdiyse, Sendika'nın ve Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nin, manipülasyonun bu korkunç enstrümanlarının bekçisiydi. Zara'nın yüzünde, Asena'nın hatırladığı o parlak, idealist ifadeden eser yoktu. Yüzü, bir maske gibi pürüzsüzdü, gözleri ise bilgisayar çipleri gibi soğuk ve hesapçı parlıyordu. Üzerindeki gri, minimalist takım elbise, Sendika'nın ruhsuz otoritesini yansıtıyordu. 'Asena,' dedi Zara'nın sesi, mekanik bir tınıyla. 'Bekliyordum. Her zaman sorun yaratmakta üzerinize yoktu, değil mi?' Sözler, Asena'nın kalbine saplanan birer hançer gibiydi. 'Sen... nasıl?' Asena'nın sesi, inanamazlıkla doluydu. 'Huzur Projesi'nin seni de yutmuş olmasına inanamıyorum.' Zara acı bir şekilde gülümsedi. 'Yutmak mı? Ben onu şekillendirdim, Asena. Zihinleri özgürleştirmenin tek yolu, onları gerçekten neyin mutlu ettiğini onlara göstermektir. Kaos, korku, belirsizlik... Bunlar gereksiz yüklere. Ben insanlığa huzuru getirdim. Sendika, bu huzurun aracı.' Asena'nın tüfeği, avuçlarında sıkılaştı. Gözleri, vizöründen çıkan kızıl nişan ışıklarıyla parıldıyordu. 'Huzur değil, kölelik! İnsanları birer kuklaya çevirdin, Zara! Seni durduracağım, ne pahasına olursa olsun!' Hava gerildi. İki eski dost, şimdi birbirlerinin celladı olmaya hazır, Ağ GözüDATA_NODE: Ağ GözüVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nün kalbinde, veri akışının nabzında karşı karşıyaydı.

ZaraDATA_NODE: ZaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın soğuk yüzü ve boğucu sözleri, AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın zihnine birer çivi gibi saplanmıştı. Ancak şimdi durup bu kişisel ihaneti sindirecek lüksleri yoktu. 'Veri çekildi mi?' diye kükredi, tüfeğini Zara'nın korumalarına doğrultarak. Yanındaki KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> hacker'ı, 'Yüzde yetmiş beş! Fazlası zaman kaybı olur!' diye bağırdı, parmakları hala konsol üzerinde çılgınca dans ediyordu. Asena kararını verdi. Yüzde yetmiş beş, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın ipliğini pazara çıkarmak için yeterli olmalıydı. 'Çekilin! Kaçış rotası beta!' emrini verdi, ardından bir flaş bombası fırlattı. Kör edici parlama, Zara'nın korumalarını bir anlığına afallattı. O anlık boşluktan faydalanan Kaelen birliği, veri çekirdeğinin odasından dışarı fırladı, arkalarında otomatik sistemlerin tetiklediği siren sesleri yankılanıyordu. Ağ GözüDATA_NODE: Ağ GözüVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nün ana lobisi, şimdi bir savaş alanına dönmüştü. Sirenlerin tiz sesi, şehrin yeraltı pazarına kadar ulaşıyor, kalabalığı paniğe sürüklüyordu. Normalde insan ve sentetik kalabalıkların coşkulu uğultusunun hakim olduğu sokaklar, şimdi çığlıklar, panik ve çatışma sesleriyle doluydu. Asena ve ekibi, kaçış rotaları boyunca hızla ilerlerken, her köşeden fırlayan Sendika devriyeleriyle karşılaşıyorlardı. Bir anlık duraksama bile ölüm demekti. Asena, dar bir pazar koridorunda, kafeslenmiş sentetik kuşların tiz ötüşleri arasında, bir siber-muhafızla göğüs göğüse çarpıştı. Muhafızın enerji kalkanı, Asena'nın tüfeğinin mermilerini bir anlığına emdi, ancak Asena'nın çevikliği ve acımasızlığı rakibini hazırlıksız yakaladı. Kalkanın zayıf noktasını bulan bir darbeyle onu yere serdi, ardından hızla yanından geçti. Ekipleri, ayrılmadan ve kaybolmadan önce, kargaşadan faydalanarak ana çıkış noktasına doğru ilerlemeye çalışıyordu. Asena, göz ucuyla baktığında, Zara'nın bir yüksek platformdan kendilerini izlediğini gördü. Yüzündeki ifade hala o acımasız sakinlikti, ama gözlerinde bir parça hayal kırıklığı parıldıyordu. Bu, sadece bir kovalamaca değildi; bu, bir irade savaşıydı. Asena, bu pazarın karmaşasında, her biri kendi derdinde olan yüzlerce insanın arasından geçerken, her birinin Sendika'nın sessiz manipülasyonunun kurbanı olduğunu biliyordu. Onların özgürlüğünü geri almak için bu hız treni gibi kovalamacanın içindeydi. Bir tezgahın üzerine atladı, altında patlayan bir enerji mermisiyle tezgâh parçalandı. Kaçmak yetmezdi; kaçarken savaşmak zorundaydılar.

Yeraltı pazarının labirentinden, şehrin daha az göze çarpan bir kanalizasyon sistemine açılan gizli bir geçitten zar zor sızdıklarında, üzerlerindeki adrenalin yükü yavaş yavaş çekilmeye başladı. Paslı, metal kapak arkalarında gürültüyle kapandığında, içerideki boğuk, nemli hava AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın ciğerlerine doldu. Vücudunun her bir kası isyan ediyordu, sol kolunda keskin bir sızı hissediyordu. Korumasının altından sızan kan, siber-zırhının yırtıldığını gösteriyordu. Maskesini çıkarırken, yüzünden ter ve kir karışımı akıyordu. Gözlerinin altındaki mor halkalar, uykusuz gecelerin ve bitmek bilmeyen mücadelenin birer nişanıydı. Yanında, birkaç KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> direnişçisi daha vardı, hepsi de yorgun ve yaralıydı, ama hayatta kalmışlardı. Aris, kolunu tutarak, 'Başardık mı, lider?' diye sordu, sesi hırıltılıydı. Asena, çamurlu, nemli duvara yaslandı, gözlerini kapadı. Başarmışlardı. En azından bir kısmını. Ağ GözüDATA_NODE: Ağ GözüVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nün derinliklerinden kritik verileri çıkarmışlardı. Ama ZaraDATA_NODE: ZaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın yüzü, gözlerinin önünden gitmiyordu. O boş, mekanik gülümseme... O, artık bir düşmandan çok daha fazlasıydı; o, Asena'nın geçmişinin bir hayaleti, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın insan ruhunu ne kadar derinden kirletebileceğinin canlı bir kanıtıydı. Bu düşünce, içerideki yorgunluğun ve fiziksel acının üzerine yeni bir ağırlık bindiriyordu. 'Evet, Aris,' dedi, sesi kısık ve çatlak bir tınıdaydı. 'Başardık. Ama bu, savaşın sadece ilk çatışmasıydı. Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nin ne kadar derine indiğini gördüm. Onlar sadece bedenleri değil, zihinleri de esir alıyorlar.' Kolundaki yırtığı inceledi. Acısı, varlığını yeniden hissettiriyordu, ama bu aynı zamanda onun hayatta olduğunun, hala savaşabildiğinin bir kanıtıydı. Veri paketini kontrol etti. Güvenli. Bu veriler, Sendika'nın Huzur Projesi aracılığıyla yaptığı zihin kontrolü manipülasyonlarının tartışılmaz kanıtıydı. Bu, tüm şehri uyandırabilecek bir silahtı. Ama uyandırabilecek miydi? Yıllarca Sendika'nın yalanlarına maruz kalmış, iradeleri erozyona uğramış insanlar, gerçeği kabullenebilecek miydi? Asena'nın içindeki endişe, zaferin kısacık sevincini gölgelemişti. Bu savaş, sadece güçle değil, inançla da kazanılacaktı. Ve Asena, inancın, yorgun ve yaralı olsa da, hala kendisinde ve Kaelen'de yaşadığını biliyordu.

KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'in geçici sığınağı, Ağ GözüDATA_NODE: Ağ GözüVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nün altındaki kanalizasyon sisteminden farksızdı, sadece daha kuru ve daha az fareliydi. Paslı metal raflar, çalınmış teknoloji parçaları, yarı boş beslenme tüpleri ve eski, yırtık battaniyelerle doluydu. AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>, masanın üzerine serdiği bir çarşafın üzerinde, Ağ Gözü'nden kurtardıkları veri paketlerini titizlikle inceliyordu. Sol kolundaki yara bandajla sarılıydı, zonklayan ağrısı, zihnini odaklamasına yardımcı oluyordu. Gözlerinin önünde hızla akan algoritmalar ve şifreli metinler, Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nin korkunç mekanizmasını adım adım ortaya çıkarıyordu. İnsanların beyin dalgalarını analiz eden, duygusal tepkilerini tahmin eden ve ardından manipülatif reklamlar, haberler veya sosyal medya akışlarıyla onların kararlarını yönlendiren bir ağ. Asena, ekranda, 'Huzur Protokolü 7.4. Delta' başlıklı bir dokümanı açtı. Okudukça midesi kasıldı. Bu, bir şehrin iradesinin nasıl bir düğmeye basılarak kontrol edileceğinin adım adım kılavuzuydu. Küçük zevklerden biri olarak, masanın kenarındaki ısıtılmış sentetik kahvesinden bir yudum aldı. Acı ama sıcak sıvı, yorgun boğazını hafifçe yaktı. Başka bir zaman olsa, bu kadar ucuz bir içecekten tiksinirdi, ama şimdi her sıcak yudum, zihnine bir anlık rahatlık bahşediyordu. Yanında, Aris ve diğer birkaç direnişçi, telsiz sistemlerini tamir ediyor, bir sonraki adımları için hazırlık yapıyorlardı. Onların yüzlerindeki yorgunluğu ve umudu görüyordu. Bir lider olarak, bu umudu canlı tutmak onun göreviydi. 'Bu veriler, tüm SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'yı sallayacak,' dedi, sesi her zamankinden daha kararlıydı. 'Ama kimse inanmayacak. Onların zihinleri çok derinden işlendi.' Aris, elindeki lehim makinesini bırakıp Asena'ya baktı. 'O zaman, gerçeği onların kapılarına götüreceğiz lider. Her birini teker teker uyandıracağız. ZaraDATA_NODE: ZaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın bile bir zamanlar bu amaca inandığını unutma.' Zara... Yine o isim. Asena, bir anlığına gözlerini kapattı. Zara'nın sözleri, 'Ben insanlığa huzuru getirdim,' kulaklarında çınlıyordu. Bu sadece bir çatışma değil, bir ideoloji savaşıydı. Kaelen'in tek bir amacı vardı: gerçek özgürlük. Ve bu uğurda her şeyi riske atmaya hazırdılar. Asena, elindeki kahve bardağını sıktı. Savaş henüz bitmemişti, daha yeni başlıyordu.

Şehrin yeraltı sığınağının tek, küçük, paslı penceresinden dışarı bakarken, AsenaDATA_NODE: AsenaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın gözleri gökyüzüne değil, beton yığınlarının ardındaki o bulanık, puslu ışık denizine takıldı. Hava kararmış, kirli sanayi bacalarından yükselen duman bulutları, uzaktaki kulelerin parıltısını boğmuştu. Bu, SendikaDATA_NODE: SendikaVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın yarattığı bir dünya, dışarıdan göz kamaştırıcı ama içeriden çürümüş bir illüzyondu. Veri paketleri artık güvendeydi, analiz edilmiş ve stratejileri şekillendirmek için hazırdı. Asena, bir anlığına omzundaki sızıyı, sırtındaki kasveti hissetti. Bu savaş, kısa süreli bir çatışma değildi. Bu, her bir insanın zihninin, her bir bireysel iradenin geri kazanılması için verilecek, nesiller sürebilecek bir mücadeleydi. Ama teslim olmak, bir seçenek değildi. ZaraDATA_NODE: ZaraVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nın ihaneti, Asena'yı daha da hırslandırmış, içindeki direniş ateşini körüklemişti. O, sadece veriyi değil, bir zamanlar Zara'nın da sahip olduğu o kıvılcımı geri getirmek istiyordu: gerçekten özgür olma arzusunu. Aris, yanına geldi, elinde sıcak, buharlı bir kap dolusu konserve yemeği tutuyordu. 'Lider, enerji seviyelerin düşüktür. Yemelisin.' Asena, başını salladı, nazikçe uzatılan yemeği aldı. İlk başta iştahı yoktu, ama bedeninin buna ihtiyacı olduğunu biliyordu. Yemeği yavaşça yerken, gözleri uzaklardaki kulelere takılı kaldı. Huzur ProjesiDATA_NODE: Huzur ProjesiVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >>'nin etkisini kırmak için küçük, hedefe yönelik eylemler yapacaklardı. Bilgiyi damla damla sızdıracaklar, Sendika'nın manipülasyonlarının gerçek yüzünü ortaya çıkaracaklardı. Onları doğrudan zorlayamazlardı, ama yavaş yavaş içten çürütebilirlerdi. Bu zorlu bir yoldu, ama KaelenDATA_NODE: KaelenVeritabanı kaydını incelemek için tıklayın >> direnişi için tek yol buydu. Pencereden gelen loş ışık, Asena'nın yüzündeki yorgunluğu ve kararlılığını aynı anda aydınlatıyordu. 'Bu şehri uyandıracağız, Aris,' dedi, sesi fısıltı gibi ama çelik kadar sağlamdı. 'Birer birer. Her birini. Ne kadar sürerse sürsün.' Ve o an, Asena biliyordu ki, ne kadar acı ve zorluk olursa olsun, mücadele etmeye devam edecekti. Çünkü onun için özgürlük, nefes almak kadar elzemdi. Yeni bir şafak belki uzak bir hayaldi, ama o hayale doğru atılan her adım, karanlıkta yanan bir meşale gibiydi.
/// NETRUNNER_COMM_CHANNEL_v2.4